BİR MİLLETİN MAYASI
Eposta :

BİR MİLLETİN MAYASI

Bir koku var havada…
Genzi yakan, hafızayı uyandıran.
Barutla karışmış kan,
tarihin en hüzünlü kırmızısında
ağır ağır parlar.
Arıburnu’nda rüzgâr gençliği saklar,
Kanlısırt’ta zaman diz çöker.
Toprak üstüne düşeni bağrına basar;
her adımı, her ahı derinlerde mühürlü.
Conkbayırı’nda puslu bir sabah…
Sis henüz çekilmemişken
bir ses yürür insanın içine:
“Ölmeyi emrediyorum!”
Bir millet kendi kaderine doğrulur,
ölümü aşan bir direnişle.


Sarı saçlı, mavi gözlü bir bakış
ufku aşar;
Ateş olur, istikamet olur,
zamana kazınmış bir irade olur.
Boğaz’ın sularında geceden sabaha bir dua dolaşır;
Dalgalar tekbir gibi kabarır,
Cevat Paşa’nın vakarı dalgaların omzunda.
Karanlığı yaran Nusret, geceye umut dizer.
Bu toprak; harcında gözyaşı, mayasında iman.
Kılıçla birlikte merhamet kuşanır;
yaraya tuz değil, şefkat sürer.
Uzak diyarlardan “Anzak” gençler,
bu kıyılarda toprağa emanet.
Bir annenin kalbi denizleri aşar;
“Evlatlarınız bizim bağrımızdadır.”
Büyüklük burada saklı:
acıya rağmen insan kalmakta,
düşmanı bile bağrına basmakta.


Çanakkale…
Adınla damarlarımıza bir tarih yürür.
Toprak susar, deniz kabarır,
gök şahitliğe durur.
“Ey şehit oğlu şehit”,
Her nefeste adın çarpar göğsümüze
ve biz, bir daha asla diz çökmemek üzere
ayağa kalkarız.

 

Süleyman AÇIKGÖZ
İzmir