BAHARI HABER VERENLERE
Eposta :

BAHARI HABER VERENLERE

Her baharın bir habercisi vardır. Henüz kış tam çekilmemişken toprağı yarıp sessizce başını kaldıran bir çiçek gibi… Toprak hâlâ soğuğun izlerini taşırken, hasretle beklenen vuslatın ilk işareti olarak belirirler. Sanki uzun bir sessizliğin ardından doğa, kendi içinden yeni bir başlangıç doğurur.

O ilk görünüş, çiçeğin süzülerek açması; sabrın ve bekleyişin görünür hâle gelmesidir. Nergisler böyledir. Sadedirler ama varlıkları hemen fark edilir. İnce bir gövde, dingin bir duruş ve kendinden emin bir sadelik… Fakat yakından bakıldığında bu inceliğin içinde şaşırtıcı bir direnç saklıdır. Kışın en mağrur uykusundan uyanıp toprağı sarsılmaz bir iradeyle aşarken, zarafetin aslında ne kadar büyük bir güç olduğunu kanıtlarlar. Dik duruşlarıyla azmin en asil suretlerinden biri olurlar. 

Toprağın karanlığından ışığa uzanan sarı taç yaprakları, insanın içindeki kararlılığı ve yoluna çıkan engellere rağmen ilerleyebilme cesaretini hatırlatır. Kokusu nezaketle etrafı sarar. Beyaz ya da sarı taç yapraklarının ortasında yer alan merkezi ve hafif eğik duruşu ona kendine özgü bir ifade kazandırır. Klasik Türk şiirinde nergisin “göz” ile ilişkilendirilmesi de bu yüzdendir. Çiçeğin ortasındaki yapı bir gözü andırırken, eğik duruşu mahmur ama derin bir bakışı çağrıştırır. Şairlerin gözünde nergis, çevresini süzüp fark eden bir gözlem gücünün sembolüdür. Ve bazen bir çiçek, bütün bir mevsimin söyleyemediğini tek başına söyler: sessizce, eğilmeden, ışığa dönerek… Geriye de yalnızca anlayabilenler için bırakılmış derin bir anlam kalır. Günün ilk ışıklarıyla birlikte başını aynı yöne çeviren bir çiçeği izlemek, hayatta küçük şeylerle yetinmenin, olgunlaşmanın müjdecisidir. Çevresini yönlendiren kararlılık ve her zaman aydınlığa dönen bir yönü vardır. Sanki görünmeyen bir çağrıya kulak verir gibi ışığın olduğu yere doğru yönelirler.

Hayatlarımızda böyle insanlar da vardır. Naif ve etkili... Bir fikri büyüten, bir çalışmaya ruh veren, bir başkasının içindeki heyecanı yeniden uyandıran insanlar. Onlar duruşlarıyla iz bırakırlar. Bazen etrafındaki çiçekleri de doğal bir düzen içinde etkilerler. Bazen uzak bir Anadolu kasabasından çıkan bir hikâye gibi başlar yolculuk. Zaman ilerledikçe o hikâye farklı şehirlerde, farklı mekânlarda çoğalır. Yıllar geçer, yollar uzar. Ama insanın içinden geçen bazı izler hiç kaybolmaz.

Çocukluğun, ilk hayallerin ve sabrın sessizce aktığı bir su gibi... Çocukluktan kalma bir hatıra gibi. Hayatın en büyük gururu ise yetiştirdiği değerlerdir. Kimi zaman bir öğrenci, kimi zaman bir evlat... Adında kadim bir mirasın sesi duyulan Oğuz’un azmiyle güçlenen bir karakter gibi.

Belki çoğu kişi fark etmez; ama bir nergis gibi baharın gelişini haber verirler.

Etrafınıza iyi bakın. Belki siz de yüzünü güneşe dönmüş, baharı müjdeleyen birine rastlarsınız. 

Ve o zaman anlarsınız ki nergisler mevsimi, güzel insanlar ruhu yeşertir.

Çünkü hayatın aydınlığa bakan yüzü, yüzünü güneşe dönen nergisler ve baharlar sayesindedir.

 

Dilan ÖZDEMİR

Ankara