TELMİHNÂME
Bir esir kürekçi, gemisinde Nuh’un,
İsrâfil’in sûrundaki nakışım ben.
Bir garip Mecnun, Leylâ’sına meftûn
Davut’un Calut’a attığı taşım ben.
Fuzuli-veş ağlasam divan divan
Yine de cânân kılmaz bana derman
Mısır çöllerinde Yûsuf’a akan
Yâkub’un gözünde kanlı yaşım ben.
Yesevî der, dünyadan göçer olduk
Gayrı yerin altına geçer olduk
Ar eyleyip turâbı seçer olduk
Hikmet ocağında pişmiş aşım ben
Şems’in ateşine yanan Mevlânâ
Bülbülü şeydâ eden gül-irana
Nefeslerle giren âşık ruhuna
Semada bir kuş, Hacı Bektaş’ım ben.
Sevmek Yûnus gibi, âlemi sevmek
Ölmeden tende cân ölesi gerek
Bir yanım zemherî, bir yanım çiçek
Bilmiyorum bahar mıyım, kışım ben.
Hangi bahçede açsa bir gonca gül
Ben, başında bekleyen nâlân bülbül
Dökül artık ey çeşm-i eşkim, dökül!
Bir garip âh, akılsız bir başım ben.
Ene’l-Hak diye çıkmışım ben dinden
Recmime gül atılır yâr elinden
Bilmezler terk edip de evvelinden
Cânı, cân pazarında satmışım ben.
İsrafil’in sûrundaki nakışım ben.
Davut’un Calut’a attığı taşım ben.
Yakub’un gözünde kanlı yaşım ben.
Hikmet ocağında pişen aşım ben.
Semada bir kuş, Hacı Bektaş’ım ben.
Bilmiyorum ki bahar mıyım, kışım ben.
Bir garip ah, bir akılsız başım ben.
Cânı, cân pazarında satmışım ben.
Mehmet ÇEKİÇ - Hatay
