DİRENİŞİN ÇOCUK HÂLİ
İnsanlığın yüzüne tutulmuş aynadır artık dünya;
elleri cebinde, zamana direnen
küçük bir çocuğun büyük gerçeği.
Yeryüzünde yaşama hakkı yarım kalan
bütün mazlumların sesi.
Düşleri yarım kalmasın diye hep on yaşındadır;
adaletle yürünecek, barışla konuşulacak,
güvenli bir dünyayı bekler zamana karşı sessizce.
Kirden, pastan arınmamış bir yüzyılın en temiz yüzüdür Hanzala.
Küçük bir çemberde büyümeyi reddeden büyük bir yüreğin adı.
Ellerinin ardında saklı bir çağrı.
Ne yüzü görünür, ne de sesinin tınısı erişir bize.
Bir yaprak düşer toprağa, rüzgâr savurur;
Hanzala boyun eğmez.
Çünkü çocukların umudu eğilmez.
Çıplak ayaklarıyla toprağa basarken
Gazze’nin bağrında bütün insanlığın çığlığını taşır.
Bir çizgi kadar yalın, bir şiir kadar dayanıklı.
Ne bir adım geri, ne bir adım ileri…
Sabit duran bedeninde insanlığın devrilmeyen onuru gizli.
Ey çocuk!
Vakar duruşun bir şiirin en ağır dizesi.
Dönüp bakmadığın ufukta
yüzleşmeye cesaret edemediğimiz gerçekler birikir.
Sumud, ince bir çınar gibi boy verir;
rüzgâr ne yandan esse,
eğilmeyi bilmeyen bir kader olur yükselir.
Ve sen çocuk,
sırtına yüklediğimiz sessiz dünyanın en yalın aynasısın.
Görmediğin o ufukta rüzgâr hangi dağdan eserse essin,
senin sakladığın yaralar, bizim çaresizliğimizle yankılansın.
Hanzala…
Sana benzeyen bütün çocuklar
zamanın en zalim kitabına
koca koca harflerle “direniş” yazdı.
Bir gün umut göğe değer,
göğe değer, güne döner;
karanlık çözülür, biter.
Bu direniş bitmez çocuk.
Sonra büyür gözlerindeki seher, dünya döner sana yüzünü
ve sen özgür sabahlara koşan bir çiçek gibi
büyürsün yeniden,
büyürsün derinden.
Aysima ATEŞLİ-Ankara
