Yol ve Nişane
Bütün ahenk tecelliydi, bilirdi gönlüm,
Aynı hikmetten düşmüştü yeryüzüne bölüm bölüm.
Yine de ayrı ayrı izler vardı içimde saklı,
Her biri bir hatıraydı ömrüme dokunan.
Çınarın gölgesinde başladı ilk sevdam,
Toprak kokusuydu en eski duam.
Başakta bereket, yaprakta serinlik gördüm,
Meğer kalbim en çok yeşile durmuş o zaman.
Ufka vardım sandığım yerde ufuk büyüdü,
Deniz sustu, gökyüzü içime yürüdü.
Bir dua gibi yükseldi içimde sonsuzluk,
Gözlerim her bakışta maviye büründü.
Seher vakti hilalin ışığı düştü yere,
Kar tanesi gibi kondu gönül pencereme.
Kirlenmesin istedim içimde kalan güzellik,
Bir ömür adadım o duru beyaza.
Atların nal sesleri geldi uzak çağlardan,
Yiğitlerin nefesi yükseldi dağlardan.
Bir sancak dalgalandı rüzgârın koynunda,
Yüreğim tutuştu o kutlu kırmızıyla.
Harman yerlerinde güneş başaklara sindi,
Bozkır toprağı türkülerle dinlendi.
Alın teriyle pişti ekmeğin hikâyesi,
Anadolu kokardı o sıcak sarıda.
Gece indi usulca dağların omzuna,
Yıldızlar serpiliverdi göğün sonsuzluğuna.
Karanlık sandığımız nice sır saklıydı,
Sabrı ve tefekkürü öğretti siyah bana.
Şimdi biliyorum; sevdiğiyle sınanır insan,
Neyi seversen onunla büyür, onunla eksilirsin.
Her hatıra bir nişanedir ömrün uzun yolunda,
Kendi içine akar, kendi yolunda derinleşirsin.
Derya CURA
Denizli
