Yedi Güzel Adam ve Öğretmenliğin Fikrî Mirası
Türk edebiyatının yakın dönemindeki bazı isimler, yazdıkları eserlerin ötesinde kurdukları dostluklarla, açtıkları düşünce yollarıyla ve yetiştirdikleri insanlarla hatırlanır. “Yedi Güzel Adam” adıyla anılan Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Rasim Özdenören, Alâeddin Özdenören, Mehmet Akif İnan, Nuri Pakdil ve Ali Kutlay da böyle bir kuşağın mensuplarıdır. Onlarınki güçlü bir edebiyat yürüyüşü olduğu kadar, okulun, öğretmenin, arkadaşlığın ve fikrî rehberliğin de hikâyesidir.
Yedi Güzel Adam’ın öğretmenlikle ilişkisi farklı biçimlerde görünür. Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Alâeddin Özdenören ve Mehmet Akif İnan’ın doğrudan sınıfa giren, ders anlatan, öğrencilerle yüz yüze temas kuran bir öğretmenlik tecrübesi vardır. Nuri Pakdil, Rasim Özdenören ve Ali Kutlay ise daha çok dergi, edebiyat çevresi, arkadaşlık ve düşünce iklimi üzerinden öğretici bir rol üstlenir. Bu bakımdan onların dünyasında öğretmenlik, yalnızca mesleki bir görev alanı olarak kalmaz; insan yetiştirme sorumluluğuna, kelime terbiyesine ve şahsiyet inşasına dönüşür.
Cahit Zarifoğlu’nun hayatında öğretmenlik, genç yaşlarda başlayan anlamlı bir temas olarak karşımıza çıkar. Lisenin son sınıfında bir ilkokulda vekil öğretmenlik yapması, onun eğitim hayatıyla erken yaşta kurduğu bağın göstergesidir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümünü tamamlayan Zarifoğlu, daha sonra İstanbul’da özel bir lisede Almanca öğretmenliği de yapar. Bu yıllarda çocuk edebiyatına yönelmesi, gençlerle mektuplaşması, Mavera çevresinde yeni kalemlere alan açması ve şiirinde insanın iç dünyasına doğru derin bir yürüyüş başlatması, Zarifoğlu’nu geniş anlamda bir yol gösterici hâline getirir. O, çocuklara ve gençlere hazır yargılar sunan bir yazar olmaktan çok onlarda hayal kurma cesareti ve iç dünya disiplini uyandıran bir isimdir.
Erdem Bayazıt’ın öğretmenlik hayatı ise daha belirgin bir mesleki çizgi taşır. 1962-1965 yılları arasında Burdur’un Çuvallı köyünde yedek subay öğretmen olarak görev yapması, onun Anadolu insanıyla kurduğu bağı derinleştirir. Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra Maraş’a dönen Bayazıt, İl Halk Kütüphanesi Müdürlüğünün yanında Maraş Lisesi ile Cumhuriyet Ortaokulunda Türkçe ve edebiyat öğretmenliği yapar. Onun şiirindeki diriliş duygusu, öğretmenlik hayatıyla birlikte beslenmektedir. Bayazıt için edebiyat, estetik bir uğraştan öte; insanı ayağa kaldıran, toplumu diri tutan ve genç kuşaklara sorumluluk bilinci kazandıran bir imkân hâline gelir.
Alâeddin Özdenören’in öğretmenliği felsefe merkezinde gelişir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünden mezun olduktan sonra Maraş, Çorum ve Mersin Atatürk liselerinde; Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü ile Halide Edip Adıvar, Başkent ve Fen liselerinde felsefe öğretmenliği yapar. Onun öğretmenlik hayatı, düşünmeyi merkeze alan bir eğitim anlayışının somut karşılığıdır. Alâeddin Özdenören, öğrencilerine kavramları aktaran bir öğretmen olmanın yanında; sorgulamayı, hakikatin izini sürmeyi öğreten bir düşünce insanıdır. Şiirindeki içe dönük ses ile felsefe öğretmenliğindeki sorgulayıcı tavır birbirini tamamlar.
Mehmet Akif İnan, bu kuşak içinde öğretmenlik kimliği en güçlü biçimde öne çıkan isimlerden biridir. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdikten sonra Uşak İmam Hatip Lisesi, Gazi Eğitim Enstitüsü ve Ankara Fen Lisesinde edebiyat öğretmenliği yapar. Mehmet Akif İnan’da öğretmenlik; edebiyat, medeniyet fikri ve hak arama bilinciyle birleşir. Bu nedenle onun hayatında derslik, kürsü ve şiir aynı büyük idealin farklı cepheleri olarak belirir.
Nuri Pakdil’in öğreticiliği, daha çok Edebiyat dergisi çevresinde kurduğu disiplinli düşünce atmosferinde görünür. Pakdil, yazıyı bir ahlak meselesi olarak gören tavrıyla birçok genç yazar üzerinde derin iz bırakır. Onun cümleye gösterdiği titizlik, düşünceye yüklediği sorumluluk ve yerli bir bilinç inşa etme çabası, dergiyi adeta bir okul hâline getirir. Rasim Özdenören ise hikâyeleri, denemeleri ve düşünce yazılarıyla okura bir bakış terbiyesi kazandırır. Modern insanın iç kırılmalarını, ailedeki çözülmeleri ve bireyin ruhsal sancılarını anlatırken edebiyatı insanı anlama çabasının merkezine yerleştirir. Ali Kutlay da
Kahramanmaraş Lisesi yıllarında yayımladığı aylık edebî dergi “Hamle” ile bu edebî ve fikrî çevrenin oluşumuna katkı sunan isimlerden biri olarak anlamlı bir rol üstlenir.
Yedi Güzel Adam’ın öğretmenlik mirasına birlikte bakıldığında üç temel değer öne çıkar: insan yetiştirme sorumluluğu, kelimeye sadakat ve medeniyet bilinci. Onlar için eğitim, şahsiyet terbiyesini ve ufuk kazandırma gayretini içine alan geniş bir anlam taşır. Öğretmen, öğrencinin zihnine bilgi; kalbine incelik; hayatına yön duygusu kazandıran kişidir. Bir şiirin, bir hikâyenin, bir felsefe dersinin ya da bir edebiyat sohbetinin öğrencide yıllar sonra bile yankı bulması, öğretmenliğin en derin karşılığıdır. Bu yüzden Yedi Güzel Adam’ın hikâyesi, edebiyat tarihimizin yanında eğitim tarihimizin de dikkatle okunması gereken sayfaları arasında yer alır.
Mert Mevlüt GÖKÇE
Ankara
