Kâğıt Katlayan Küçük Ellerle Bir Gelişim Yolculuğu
Eposta :

Kâğıt Katlayan Küçük Ellerle Bir Gelişim Yolculuğu

Henüz ilkokul ikinci sınıftaydım. Bir bayram ziyaretine gidiyorduk. Ailemle yaptığımız otobüs yolculuğunda karşı koltukta oturan bir Japon çift beni yanlarına çağırıp kâğıt katlayarak yaptıkları küçük hediyeleri verdi. Çocukluğuma dair hafızamda en canlı kalan anılardan biri buydu. O gün birkaç kâğıt katı, yıllar sonra sınıfta kurulacak bambaşka öğrenme yolculuklarının ilk adımı olacaktı.

2004 yılında Şırnak’ta sınıf öğretmeni olarak göreve başladım. Aynı zamanda yüksek lisans eğitimime de devam ediyordum. Origamiyle yollarımız ikinci kez 2009 yılında, öğrenme ve öğretme stilleri üzerine yürüttüğüm yüksek lisans çalışması sırasında kesişti. Danışmanım, 5. sınıf matematik konularına yönelik kinestetik-dokunsal öğrenme stilini esas alan bir etkinlik kitabı hazırlamamı istemişti. Araştırmalarım sırasında origami ile geometri arasındaki güçlü ilişki dikkatimi çekti. Hazırladığım etkinlik kitabında origami çalışmalarına geniş yer verdim. Böylece çocuklukta başlayan merak, eğitim ortamında anlam kazanan bir öğrenme aracına dönüştü.

Boş zamanlarda yapılan kâğıt katlama çalışmaları zamanla sınıfın doğal bir parçası hâline geldi. Öğrencilerle birlikte yapılan her uygulama, origaminin yalnızca estetik bir uğraş olmadığını gösteriyordu. El-göz koordinasyonundaki gelişim, dikkat sürelerindeki artış, yönergeleri takip etme becerisi ve bir modele ulaşmaya çalışırken kurulan geometrik ilişkiler öğrenme sürecini zenginleştiriyordu. Kâğıttaki her dönüşüm, çocukların hayal güçlerini de sürekli harekete geçiriyordu.

İlk başta kâğıt katlamakta zorlanan minik ellerin zamanla en küçük kâğıtları bile ustalıkla katlayabilmesi, öğrenmenin sabır ve tekrar sayesinde nasıl geliştiğinin en güzel örneklerinden biriydi. Yıllar sonra mezun olan öğrencilerin katladıkları kâğıt çiçeklerle öğretmenlerini ziyaret etmeleri ise sınıfta edinilen küçük bir becerinin kalıcı bir hatıraya dönüşebildiğini gösteriyordu.

Origamiyi ilk okuma yazma, yaratıcı yazma, matematik, fen bilimleri, hayat bilgisi ve sürdürülebilirlik gibi farklı derslerle buluşturmak, öğrenme süreçlerini daha etkili ve kalıcı hâle getirdi. Zaman içinde bu sınıf uygulamaları projelere dönüştü; farklı şehirlerde düzenlenen konferanslarda, sempozyumlarda ve TÜBİTAK projelerinde öğretmenler ve öğrencilerle paylaşıldı. Her yeni buluşma, sınıfta başlayan bir fikrin paylaşıldıkça büyüdüğünü ve zenginleştiğini gösterdi. Biriktirdiğim origami çalışmalarını ilk kez 2024 yılında İzmir’de düzenlenen bir etkinlikte sergileme fırsatı buldum. Çalışmalar üç gün boyunca çok sayıda ziyaretçi tarafından ilgiyle incelendi. Ardından sınıf uygulamalarından doğan çalışmaların ulusal ve uluslararası platformlarda karşılık bulması, öğretmenlerin sınıflarında geliştirdikleri özgün fikirlerin sınırları aşabilecek bir değere sahip olduğunu gösterdi. Öğrencilerle yürütülen origami çalışmalarını anlatan bir makalenin uluslararası bir dergide yayınlanması ise bu paylaşımın farklı ülkelerdeki eğitimcilerle buluşmasına vesile oldu.

İlkokul yıllarında bir otobüs yolculuğunda tanışılan kâğıt katlama sanatı bugün yine bir ilkokul sınıfında çocuklarla buluşmaya devam ediyor. Bazen tek bir karşılaşma, yıllar sonra yüzlerce çocuğun öğrenme deneyimine dönüşebiliyor. Öğretmenlik de biraz böyle bir yolculuk aslında; küçük bir merakın peşinden gitmek, onu sınıfta denemek, geliştirmek ve başkalarıyla paylaşmak… Bugün bu paylaşımın daha da anlamlı hâle gelmesini sağlayan önemli bir imkân var. Millî Eğitim Bakanlığının öğretmenlerin sınıflarında geliştirdiği iyi örnekleri görünür kılmaya ve yaygınlaştırmaya yönelik çalışmaları sayesinde, bir okulda filizlenen uygulamalar başka sınıflara ve başka öğretmenlere de ilham olabiliyor. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli de öğretmeni öğrenen, üreten ve deneyimini paylaşarak öğrenmeyi zenginleştiren bir rehber olarak konumlandırıyor. Böylece bir sınıfta başlayan küçük bir fikir, paylaşımın gücüyle daha fazla çocuğun öğrenme yolculuğuna dokunabiliyor.  Origaminin en güzel yanı da budur; tek bir kâğıdı özenle katlayarak bambaşka bir şekle dönüştürmek… Tıpkı öğretmenlerin, küçük dokunuşlarla çocukların hayatında kalıcı izler bırakması gibi.

Dr. Seda ALTAY

Adana