Ekinler Sararmıştır Şimdi
Yıllar geçti ve üniversite sıralarındaki o koşuşturmalı günler geride kaldı. Mezun olduk, herkes kendi yoluna gitti. Hayat bildiği gibi akıp giderken o günlerden hafızamda en çok Esma Teyze kaldı.
İlk tanıştığımız günü düşününce çok daha farklı hissediyorum. O zamanlar huzurevine gidip Esma Teyze’ye destek olduğumu sanıyordum. Ömrümde ne dedemin dizinin dibinde oturup hikâye dinlemiştim ne de ninemin elini öperek bayram sabahlarına uyanmıştım. Tatmadığım duyguları onunla tanıyordum.
Ziyaret için gittiğimde onu koridorun sonundaki odasında bulurdum. Duvarlardaki eski fotoğraflar, pencere önlerindeki çiçekler, tekerlekli sandalye… Odasına girdiğimde bir anda kendimi huzurevinde değil de sıcak, samimi bir evde gibi hissederdim.
Kimi zaman gençliğinden, köyünden bahsederdi kimi zamansa hiçbir şey söylemezdi. Oysa yüzündeki çizgiler sustuğunda dahi anlatmaya devam ederdi. Bir gün pencerenin önünde otururken dışarı bakıp: “Ekinler sararmıştır şimdi.” demiş, hayatında hiç ekin görmeyen bir çocuğa özlemi böyle üç kelimeyle öğretmişti. Dört yıllık üniversite boyunca mevsimler değişti, ekinler ekildi sarardı biçildi. O, anlattıklarıyla nice cümlede, anıda böyle böyle büyüdü içimde. Bu süredeki değişimi, daha bir yaşlanması, artık yavaş yavaş lafını, karşısındakini unutmaya başlamasıyla zaman kavramını en acı biçimde özümsedim.
Ara ara ismimi unutuyordu ama elini tuttuğumdaki gülümsemesi ilk günle aynıydı. Demek ki sevginin izi hep aynı kalıyor, silinmiyordu. Ziyaretlerimi sıklaştırmıştım. Her fırsatta onunla sohbet ediyor, dualarını dinliyordum. Bu ziyaretlerin birinde “Ölümden korkmuyorum artık.” dediğini unutamıyorum. Ölüm sözcüğünü elbette daha önce de duymuştum ama ilk kez birinin bunu bu denli hissederek söylediğini görmüştüm. Sanki telaşsız, isyansız uzun bir yolculuğa çıkacakmış gibi huzurluydu. Mezun olduktan çok zaman sonra vefat haberini aldığımda hep o cümleyi, o hâlini düşündüm. Dünya her zamanki gibi dönmeye devam ediyor ama onun hatırası, geride bıraktığı sevgi uzaklarda bir yerde benimle yaşamaya devam ediyordu.
Şimdi ne zaman elinde tespih, yaşlı bir teyze görsem aklıma Esma Teyze geliyor. Köyü, gençliği, sararan ekinler ve tüm anlattıkları olanca gerçeklikle gözümde canlanıyor. Bir huzurevinin önünden geçsem zihnimde 202 numaralı odanın kapısı açılıyor. Bir duada, bir nasihatte kendimi hâlâ onun dizinin dibinde buluyorum.
Eda Gülsüm UKAY
Kocaeli
