Çoruh’un Sabrından Kaçkarların Heyecanına
Eposta :

Çoruh’un Sabrından Kaçkarların Heyecanına

Sis, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte dağların omuzlarına ince bir tül gibi serilirken, ormanların derinliklerinden yükselen su sesi bu kadim coğrafyanın hiç dinmeyen hikâyesine eşlik eder. Artvin, haritada küçük bir nokta olarak görünür; fakat yollarına düşüldüğünde her virajıyla yeniden açılan, her yamacında başka bir manzarayı ve başka bir hissi saklayan bir coğrafyaya dönüşür.

Şehrin merkezine ulaştığınızda gözleriniz ister istemez yüksek noktalara çevrilir. Bunun en güzel karşılığı Atatepe’dir. Zira Ata’ya duyulan hayranlık ve minnet, bu topraklarda Atabarı gibi eşsiz bir halk oyunuyla da hayat bulur. Tepeden bakınca, Çoruh Nehri’nin vadiler arasında nasıl sabırla yol aldığını görürsünüz. Merkezde ayrıca Artvin Kalesi, şehrin tarihine tanıklık eder. Günün erken saatlerinde içilen bir çay sabahın sıcak bir başlangıcı olur.

Kuzeye, denize doğru uzandığınızda Arhavi sizi karşılar. Burada doğa daha coşkulu, su daha seslidir. Mençuna Şelalesi’ne giden patika, insanı yavaşlatır; çünkü her adımda bakılacak başka bir detay vardır. Her adımda soluklar hızlansa da hedefe ulaşınca orada durdurmak istersiniz zamanı... Yolun en etkileyici noktalarından biri ise hiç şüphesiz Çifte Köprüler’dir. Yan yana duran bu iki taş köprü, Osmanlı döneminden günümüze ulaşmış zarif bir mühendislik örneğidir. Altından akan suyun sesiyle birleşince ortaya hem görsel hem de işitsel bir şölen çıkar. Arhavi’de mıhlama, tereyağında pişmiş alabalık ve Laz böreği sofranın vazgeçilmezidir.

Karadeniz’in kıyısında yer alan Hopa, dalgaların ve rüzgârın şehridir. Sahilde yürürken denizin o kendine has kokusu eşlik eder size. Hopa sahilinde iskeleyi selamlayan gün batımını kolay kolay başka yerlerde göremezsiniz. Havanın açık olduğu günlerde güneş, denizi öper gibi veda eder. Bulutlu havalarda ise bulutların arasından rengârenk bir iz bırakarak şehri selamlar. Hopa’da denizle baş başa kalınacak bir diğer iyi konum da Kopmuş’tur. Kendini Karadeniz’in serin sularına bırakmak isteyenler için, masasını sandalyesini açıp denize karşı çayını yudumlamak isteyenler için ya da sadece dalgaların Kopmuş’un irili ufaklı taşlarına çarpmasını dinlemek isteyenler için iyi bir duraktır. Hopa’dan Kemalpaşa’ya doğru uzandığınızda dağların denizle mücadelesine tanıklık edersiniz. Dağların yeşilinin denize yansıdığı alanlar sanki bir tablo gibidir. Kemalpaşa küçük ama hareketli yapısıyla sınırda olmanın hakkını veren şirin bir ilçedir. Restoranlar, eğlence ve alışveriş mekanları açısından bölgedeki hareketi kendisine çekmeyi başarmıştır.

İç kesimlere yöneldiğinde Borçka sizi karşılar. Buradaki Borçka Karagöl, Artvin’in en bilinen doğa harikalarından biridir. Sık ladin ormanlarının ortasında kalan bu göl, özellikle sabah saatlerinde sisle birleştiğinde adeta bir masal sahnesine dönüşür. Borçka çevresinde ayrıca Gürcü mimarisinin izlerini taşıyan eski kilise kalıntılarına rastlamak mümkündür, bunlar bölgenin çok katmanlı tarihinin örneklerindendir.

Biraz daha içeriye ilerlediğinizde Murgul, bir doğa sürprizi sunar: Delikli Kaya Şelalesi. Kayaların arasından süzülen suyun oluşturduğu bu şelale, adını ilginç kaya oluşumlarından alır ve fazla bilinmediği için daha bakir bir atmosfere sahiptir. Şelalenin yer çekimine yenik düşerken açtığı deliğin kusursuzluğu insanı hayrete düşürür.

Doğanın en dingin hâline ulaşmak için Şavşat yoluna düşmek gerekir. “Sakin şehir” unvanını fazlasıyla hak eden bu ilçe, ahşap evleri, yaylaları ve gölleriyle insanı içine çeker. Şavşat Karagöl burada doğanın en zarif yüzlerinden biridir. Şavşat ve çevresinde, Orta Çağ’dan kalma taş kiliseler ve manastır kalıntıları da bulunur; bu yapılar bölgenin tarih boyunca farklı kültürlere ev sahipliği yaptığını gösterir. Yeşilin neredeyse her tonuna şahitlik edebileceğiniz Şavşat, gerçek mi yoksa masal mı diye ilk görenleri hem şaşırtan hem de böyle yerlerin varlığına şükrettiren eşsiz bir güzelliktir.

Tarihin izini sürmek isteyenler için Ardanuç vazgeçilmezdir. Kayalık bir tepeye kurulu Ardanuç Kalesi, bulunduğu konum itibarıyla hem savunma hem de gözetleme amacıyla kullanılmıştır.

Bir diğer önemli nokta ise hemen ilçenin girişindeki Cehennem Deresi Kanyonu’dur. Adrenalin sevenler için bu kanyon muhakkak ziyaret edilecek bir konumdur.

Artvin, doğası, tarihi kaleleri, eski kiliseleri, köprüleri ve saklı şelaleleriyle çok katmanlı bir hikâye anlatır. Özellikle Çifte Köprüler gibi yapılar, bu coğrafyanın estetik ve mühendislik mirasını gözler önüne sererken; Delikli Kaya Şelalesi gibi yerler doğanın hâlâ keşfedilmeyi bekleyen tarafını hatırlatır.

Buradan ayrılırken yanınıza suyun sesi, sisin dokunuşu ve dağların ululuğu kalır. Artvin, içinize işleyen bir hatıra olarak sizinle gelir.

Canan ÖZDOĞAN

Artvin