90 Yürek Tek Ezgi
Eposta :

90 Yürek Tek Ezgi

2018 yılında Tokatköy Ortaokulunda göreve başladım. Daha önce görev yaptığım okullarda kurduğum korolar ve orkestralarla sanatın, karakter gelişimini destekleyen güçlü bir eğitim aracı olduğunu doğrudan gözlemlemiştim. Tokatköy Ortaokulunda ise bu birikimi daha geniş bir öğrenci kitlesiyle buluşturma imkânı buldum. Okulumuzdaki müzik atölyesi bu sürecin en önemli başlangıç noktalarından biri oldu. Derslerde öğrencilerimle birlikte duvarlarda asılı duran enstrümanları inceliyor, onları tek tek deniyor ve ilgi alanlarını keşfetmeye çalışıyorduk. Zaman içerisinde gitar, keman, ukulele, blok flüt, darbuka ve def olmak üzere altı farklı enstrüman etrafında büyük bir öğrenci topluluğu oluşmaya başladı. Başlangıçta birkaç öğrencinin katıldığı çalışmalar, arkadaşlarının performanslarını gören diğer öğrencilerin de ilgisiyle her geçen gün büyüdü. Okul yönetimimizin desteği, meslektaşlarımızın katkısı ve Millî Eğitim Bakanlığımızın sanat eğitimine yönelik sunduğu imkânlar sayesinde bu süreç daha da güçlendi. Böylece 90 öğrenciden oluşan büyük bir orkestra ve koro ekibi ortaya çıktı.

Orkestranın büyümesiyle birlikte öğrencilerime yalnızca nota ve ritim öğretmediğimi daha net görmeye başladım. Provalara zamanında gelmek, arkadaşını dikkatle dinlemek, sırasını beklemek, ekip içinde sorumluluk almak ve bir hedef doğrultusunda hareket etmek müzik eğitiminin doğal bir parçası hâline gelmişti. Her öğrenci kendi enstrümanını çalarken aynı zamanda bir bütünün parçası olduğunu hissediyordu. Bir öğrencinin yaptığı küçük bir hata tüm ekibi etkiliyor, gösterdiği özen ise performansın kalitesini yükseltiyordu. Bu durum öğrencilerde sorumluluk, özdenetim ve aidiyet duygusunun gelişmesine önemli katkılar sağladı.

Çalışmalarımız düzenli bir şekilde devam etti. Bireysel çalışmalar zamanla toplu provalara dönüştü. Öğrenciler birbirlerini takip etmeyi, aynı anda hareket etmeyi ve bir ezginin parçası olmayı öğrendi. Sabırla sürdürülen bu süreçte çocukların özgüvenlerinin arttığını ve kendilerini ifade etme becerilerinin güçlendiğini görmek benim için en büyük kazanımlardan biri oldu. Bu çalışmaların etkisi müzik dersleriyle sınırlı kalmadı. Öğrencilerin okula karşı aidiyet duygularının güçlendiğini, derslere daha motive geldiklerini ve başarı duygusunu farklı alanlara da taşıdıklarını gözlemledim. Velilerimizden ve meslektaşlarımdan aldığım geri bildirimler de bu gözlemlerimi destekledi. Özellikle konser sonrasında birçok velimizin çocuklarının müziğe olan ilgisinin arttığını ve çalışmaların devam etmesini istediğini ifade etmesi, aile-okul iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu.

Bu süreçte öğretmen arkadaşlarımla da müzik yoluyla yeni bir öğrenme topluluğu oluşturmaya çalıştım. Geçtiğimiz yıllarda meslektaşlarıma ukulele eğitimi vermeye başladım. Kısa süre içerisinde yaklaşık elli öğretmenin yer aldığı bir ekip oluştu. “Ukulele Biz” adını verdiğimiz bu toplulukla çocuklara yönelik ücretsiz konserler gerçekleştirdik. Daha sonra farklı temalarda sahne alarak müziğin öğretmenler arasında da güçlü bir dayanışma ve motivasyon kaynağı olduğunu deneyimledik. Öğretmenlerin öğrendiği her yeni becerinin öğrencilerine de yansıdığına, eğitimde olumlu etkinin böylece katlanarak büyüdüğüne inanıyorum.

Çalışmalarımızın en anlamlı anı ise yıl sonunda gerçekleştirdiğimiz büyük konser oldu. 90 öğrencinin aynı sahnede ortaya koyduğu performans, uzun soluklu bir eğitim sürecinin görünür hâle gelmesiydi. O gün sahnede öğrencilerimin gözlerindeki heyecanı, birbirlerine verdikleri desteği ve başarmanın mutluluğunu görmek bütün yorgunluğumuzu unutturdu.

Bugün geriye dönüp baktığımda, “90 Yürek Tek Ezgi” çalışmasının bir müzik projesinden çok daha fazlası olduğunu düşünüyorum. Özdenetim, sorumluluk, iş birliği, sabır ve estetik duyarlılık müziğin doğal akışı içerisinde gelişti. Çocuklarımız enstrüman çalmakla birlikte üretmeyi, birbirini dinlemeyi ve bir başarıya katkı sunmayı da öğrendi.

Konserler, alkışlar ve sahne performansları bu çalışmaların görünen tarafıdır. Benim için asıl değerli olan ise müzik sayesinde kendine güvenen, sorumluluk alan, emek vermenin karşılığını gören ve bir topluluğun parçası olmanın anlamını keşfeden öğrenciler yetiştirebilmektir.

Kamuran SÖNMEZ

İstanbul