15 Temmuz’un Onuncu Yılında Millî Hafıza, Eğitim ve Demokrasi Bilinci
Eposta :

15 Temmuz’un Onuncu Yılında Millî Hafıza, Eğitim ve Demokrasi Bilinci

15 Temmuz 2016 gecesi gerçekleştirilen menfur darbe girişimi, Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik anayasal düzenini hedef alan bir teşebbüs olarak ortaya çıkmış; milletin sergilediği kararlı ve topyekûn direniş sayesinde girişimin ilerlemesine izin verilmemiştir. Bu olay, millî iradenin ve demokrasi kültürünün sınandığı kritik bir eşik olarak tarihe geçmiştir. Süreç boyunca hem sokaklarda hem de kamusal alanlarda ortaya çıkan sivil direniş, devlet ile millet arasındaki ilişkinin kriz anlarında güçlü bir kolektif iradeye dönüşebildiğini açık biçimde ortaya koymuştur. 

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ve Değer Temelli Eğitim Yaklaşımı

15 Temmuz gecesi gösterilen cesaret, feraset ve fedakârlık; demokratik anayasal düzenin korunmasında milletin belirleyici rolünü açık biçimde göstermektedir. Yaşanan girişim, eğitim ve öğretim süreçlerinde vatandaşlık bilinci, demokrasi kültürü ve değerler eğitiminin önemini bir kez daha hatırlatmış; bu alanlarda oluşan toplumsal farkındalık, yeni nesillere aktarılacak önemli bir birikim hâline gelmiştir.

Bu çerçeve eğitimde, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin değer temelli eğitim yaklaşımıyla ele alınmaktadır. Maarif Modeli, millî eğitim sisteminin köklü birikimini, evrensel eğitim yaklaşımlarını ve değer temelli eğitim anlayışını bütüncül bir yapı içinde değerlendirmektedir. Öğrencilerin millî ve manevi değerlerle donanmış bireyler olarak yetişmesini, insan haklarına, hukukun üstünlüğüne ve demokratik ilkelere yönelik güçlü bir farkındalık geliştirmesini esas almaktadır. Bu çerçevede öğrenci; değer üreten, sorumluluk alan ve sosyal süreçlere katılım sağlayan aktif bir özne olarak konumlanmaktadır.

Okullarımız, öğrencilerin değer dünyasının şekillendiği, sosyal sorumluluk anlayışının geliştiği ve toplumsal aidiyet duygusunun güçlendiği önemli öğrenme ortamları olmayı her zaman sürdürmüştür. Bu sorumluluğun önemli bir karşılığı, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile değer eğitiminin eğitim süreçleri içinde daha sistematik bir çerçevede ele alınmasıdır. Böylece eğitim ortamları, bireysel gelişim ile toplumsal sorumluluğun birbirini beslediği alanlar olarak öne çıkmakta; değerlerin ve toplumsal birikimin yeni nesillere aktarılmasına da katkı sunmaktadır.

Toplumsal Sorumluluk Bilincinin Eğitim Ortamlarına Yansıması

Eğitim ortamlarında millî şuur ve vatan sevgisi; öğrencilerin bireysel gelişimini toplumsal duyarlılıkla birlikte ele alan daha bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmektedir. Çünkü eğitim, bireyin kendini tanıması ve geliştirmesi kadar içinde yaşadığı topluma karşı sorumluluklarını fark etmesini de önemsemektedir. Bu çerçevede okullar; demokratik değerlerin yaşatıldığı, dayanışma kültürünün güçlendiği öğrenme ortamları olarak öne çıkmaktadır.

Değerlerin süreklilik kazanmasında, toplumsal birikimin eğitim süreçleriyle ilişkilendirilmesi önemli bir yer tutmaktadır. Söz konusu birikim, gelecek kuşaklara aktarılan ve değerler eğitimiyle beslenen önemli bir referans çerçevesi niteliği taşımaktadır.

Erdem-Değer-Eylem Çerçevesinde Eğitim ve Demokrasi

Aradan geçen on yılda, millî iradenin korunmasına yönelik tarihsel kararlılık; eğitim süreçlerinde demokrasi bilinci, sorumluluk duygusu ve toplumsal dayanışma gibi değerlerin daha görünür biçimde ele alınmasına katkı sunmuştur. Böylece 15 Temmuz, bir anma günü olmanın ötesinde, gelecek kuşaklara aktarılan bir sorumluluk olarak anlam kazanmıştır.
Bu sorumluluğun en somut karşılığı, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin değer eğitimini soyut bir söylem olmaktan çıkarıp yapısal bir bileşene dönüştürmesidir. Modelde adalet, sorumluluk, özgürlük, saygı ve vatanseverlik gibi değerler; tüm programları kuşatan erdem-değer-eylem çerçevesi içinde ele alınmaktadır. Bu çerçevenin temel amacı, değerlerin bilgi düzeyinde kalmayıpeyleme geçirilmesidir. Demokrasi bilinci de bu yaklaşımın okul yaşamındaki karşılığıdır. Öğrencinin karar süreçlerine katıldığı, farklılıklara saygı duymayı öğrendiği ve sosyal sorumluluk etkinlikleriyle toplumla bağ kurduğu bir deneyim alanı olarak yapılandırılmaktadır. Öğretmen ise bu sürecin merkezinde yer alan, değerleri günlük yaşamla ilişkilendiren ve öğrencilere rol model olan önemli bir rehber konumundadır. Bu anlayış, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda değerlerimize bağlı nesillerin yetişmesine katkı sağlamaktadır.

Sonuç olarak 15 Temmuz’un onuncu yılında, demokrasi bilinci, millî irade hassasiyeti; Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile eğitim süreçlerinde daha sistematik bir biçimde ele alınmakta ve gelecek kuşaklara aktarılmaktadır.

 

Emre UĞUR

Ankara