ÖğretmenİZ, öğretmenlerimizin değerinin, toplumdaki öneminin ve saygınlığının ön plana çıkarılmasını desteklemek amacıyla hazırlanmış bir dijital platformdur.

Siz bir rüya görüp yolculuğa çıkmaya karar verdiniz mi? Benim Konya’ya yolculuğum, gördüğüm güzel bir rüyayla başladı. Rüyamda Şems-i Tebrîzî Türbesi’ni ziyaret ettiğimi görmüştüm. İnternette yaptığım bir araştırmayla Şems-i Tebrîzî Türbesi’nin Konya’da olduğunu öğrendim ve hafta sonu havanın güzel olmasını da fırsat bilerek Konya’ya bir otobüs bileti aldım. Altı saatlik yolculuktan sonra Konya’ya ulaştım. Yolculuk sırasında Konya’ya Likyalılar tarafından “İkon” ismi verildiğini bu ismin de Frigyalıların bölgeye verdiği isim olan “konion” kelimesinden türediğini öğrendim.

Konya, kuş bakışı dümdüz bir görünüme sahip olan büyük bir şehir. Şehre doğru ilerledikçe bahçe içindeki küçük müstakil evler yerini lüks apartmanlara bıraktı. Öğlen saatlerinde şehir merkezine ulaşıp Şems-i Tebrîzî Türbesi’ni, Mevlana Celaleddin Rumi Türbesi ve Müzesini ziyaret ettim. İnsanın içini huzurla dolduran çok farklı bir manevi atmosferi vardı. Ayrılmak zor olsa da görülecek başka güzel yerler de var diyerek oradan ayrıldım. Ziyaret edilecek tarihî mekânlardan aklıma ilk gelenler şunlar oldu:

Selçuklu sembollerinden çift başlı kartal figürünün en güzel örneklerinin görüldüğü İnce Minareli Medrese (Taş ve Ahşap Eserler Müzesi), Anadolu Selçuklu Devri’ne ait çini ve taş işçiliğinin en güzel örneklerine ev sahipliği yapan ve  Çini Eserler Müzesi diye de isimlendirilen Karatay Medresesi, Sultan Selim Camisi, İplikçi Cami, Konya Etnografya Müzesi, Konya Arkeoloji Müzesi, Konya Atatürk Evi Müzesi, Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerine ait mezar taşları ve diğer taş eserlerin sergilendiği Sırçalı Medrese Mezar Anıtları Müzesi…